Icimde Tutamadiklarim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Icimde Tutamadiklarim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2012 Perşembe

Ates Dustugu Yeri Yakar

Amerika'da filmlerde gormeye alisik oldugumuz o sari okul otobuslerini her yerde gorebilirsiniz. Bu otobuslerden birine bir ogrenci binerken veya inerken otobusun yan tarafindan kirmizi bir stop isareti kalkiyor. Cocuk sagsalim arabadan inene veya arabaya binene kadar bu isaret havada kaliyor, ve bu esnada yoldaki tum araclar olduklari yerde kaliyorlar.

Bugun sokakta yururken bir okul otobusunun bir evin onunde durdugunu gordum. Dur isaretini kaldirdiginda abartmiyorum 30 metre otedeki arabalar dahi sanki zaman durmus gibi olduklari yerde 5 dakika boyunca kaldilar. Ne zaman ki otobusun tabelasi asagi indi ve kirmizi isiklar sondu, o zaman trafik kaldigi yerden akmaya devam etti. Bu aslinda cok basit ve uygulanabilir bir kural degil mi? Ehliyet sinavinda olmazsa olmaz bilmeniz gereken kurallardan biri buymus. Zaten ne kadar onemli oldugu kurala uymayanlara uygulanan yaptirimlardan da belli. Kurala uymadiginizda para cezasinin yaninda bir sureligine ehliyetinizden de oluyorsunuz, dikkatinizi cekerim ortada hic bir kaza olmasa dahi...


Bugun sahit oldugum bu olay bana ister istemez gecen gun gazetelerde okudugum Feneryolu tren istasyonundaki korkunc kazayi hatirlatti. Bir anne bebek arabasiyla vagona binmeye calisiyor, tren kapisi bebek arabasinin ustune kapaninca kadin arabanin kolunu birakmadigi icin raylara dusuyor ve hareket eden trenin altinda hayatini kaybediyor. Bu bahsettigim iki olay birbirinden farkli gozukse de, bence ikisi de ayni soruya cevap veriyor: Bir ulkede insan hayatina ne kadar onem veriliyor?

Oncelikle sunu soyleyim. Kendimi hic bir zaman Turkiye'deki her turlu uygulamaya muhalif, Bati'nin yaptigi her seye hayran, ve Turkiye'yi elestirmek icin bahane arayan biri olarak gormedim. Sadece vicdanimin sizladigi, icimin parcalandigi bu gibi durumlarda kendimi magdur insanlarin yerine koyup nutkum tutuldugunda, bogazima bir sey dugumlendiginde kendimi ulkemdeki duzene delicesine isyan ederken buluyorum. Insan hayatinin bu kadar ucuz olmasini aklim almiyor. TCDD'nin "kadinin bebek arabasinin kolunu birakmak istememesi olumune sebep olmustur" aciklamasinin o ailenin acisini nasil daglayacagini, nasil bir caresizlige ve nefrete surukleyecegini dusunup cildiriyorum.

Ates dustugu yeri yakar. Birbirimizin acisini kendi acimizmis gibi hissedebilseydik basimiza tedbirsizlikten dolayi gelen kazalarin buyuk bir kismini muhtemelen engellemis olurduk. Ama en azindan insan olarak empati kurma gibi bir yetimiz var. Insanlarin basina gelen olaylardan sonra sacmasapan aciklamalar yapip, bir canin ne kadar edecegini hesaplayip, anlamsiz tazminatlar odeyecegimize bu trajedilerin olmasini engelleyecek duzenlemeler getirmek, insan caninin soz konusu oldugu yerde en agir yaptirimlari uygulamak bu kadar zor olmamali.. Ve biz boyle olaylara isyan ettigimizle kalmamaliyiz..

1 Haziran 2012 Cuma

Leylek getirmiyor, kadin doguruyor, bu konuda hem fikiriz di mi?



Pazartesi sabahi sokaktan gelen bando sesleriyle uyandik. Bizim sokagin basinda ufak bir sehitleri anma heykeli var. Sevgili Lynbrook halki Memorial Day'i kutlamak icin gunun anlam ve onemine uygun olarak bu noktayi secmis. Asagiya ne var ne yok bakmaya indigimizde yanimizda duran kadinin bebek arabasinda Amerikan bayragi desenli t-shirtlerini giymis, daha o yasta vatansever (!) ikiz bebeklerini gorduk. Kafasinda bir tutam sac olan catik kasli ikizlerden biri sekilden sekle giren buyumus de kuculmus yuzuyle bizi bir sure eglendirdi (neseli neseli gulerken bir anda kizgin bakan, sonra yine neselenen ve ardindan yine ciddi olan cift kisilikli bir bebekten bahsediyorum). Bir sure sonra kadinin yanina gelen 3-4 yaslarinda bir oglan cocugunu, 6-7 yaslarinda bir kizi ve 9-10 yaslarinda en buyuk abilerini gorunce tipik bir Amerikan ailesi ile karsi karsiya oldugumuzu anladik. Adeta delinin biri New York'da kurtaji yasaklamiscasina cogalan, buyuk aileye duskun, muhtemelen iri bir anne ve baba onderliginde boy boy dizilmis cocuklardan olusan Amerikan ailesi... Maddi durumu elverenlerin cok cocuk yapma tercihi ile ilgili bir sikintim yok, hatta bu durum bazen kulaga eglenceli bile geliyor. Ama yavru ordekleriyle toplum icine karisan annelerin yavru ordekleri dort bir yana saldirdiginda nasil cildirdiklarini gorunce icim ciz etmiyor degil...  Ama tabii herkes basa cikabildigi kadarini dogurmaktan ve yetistirmekten kendi sorumlu; tipki yanlis zamanda ya da hur iradesi disinda olanlari dunyaya getirip onlara ve kendine eziyet etmemeye de kendi karar verecegi gibi... Bilgisayarin basina Memorial Day tatilinden bahsetmek icin oturmustum, konu bir anda buraya geldi! Ey bilincalti sen nelere kadirsin.. Memorial Day gunu de diger bir posta kaldi artik...  

22 Mart 2012 Perşembe

Ya yarin sizin de basiniza gelirse?


Bundan 8 yil once iki haftalik bir yaz tatili icin annem ve babamla Garanti Bankasi'nin Tekirdag'daki yaz kampina gitmistik. Mericle daha yeni cikmaya basladigimiz yillar, ayri kalmaya tahammulumuz yok, gozumuz kara, deli kararlar alma potansiyelimiz yuksek... Meric de bu ruh haliyle ben yaniniza geliyorum haftasonu dedi, seni gorucem, bir pansiyonda kalirim. Benim tabii icim icime sigmiyor, yerimde duramiyorum, heyecandan zip zip dolaniyorum ortaliklarda. Haftasonu geldi catti, Meric'i kampa misafir olarak soktuk. Iki gun boyunca denize girdik, annemlerle scrabble oynadik, gece gec saatlere kadar deniz kenarinda oturduk, uzun uzun konustuk. Hayatimda yasadigim en mutlu anlardan biriydi o haftasonu. Sonra donus gunu geldi, Mericle inince beni ara mutlaka diyerek vedalastim.

O an benim Meric'i gordugum, elini tuttugum, ona sarildigim son ozgur animiz olabilirdi, o andan sonra Meric okulunu birakmak zorunda kalabilirdi, ben yillarca mahkemelerde Meric'in davalarinin pesinde kosabilirdim, sesimizi duyuramamanin verdigi aciyla, bu ulkenin adaletine her gun isyan ederek omrumuzden yillar gecebilirdi... O gun uc saat surmesi gereken yolculuktan sonra Meric'den butun gece haber alamadim. Meric otobusten indiginde apar topar sivil bir polis arabasina bindirildi, kim oldugu, orada ne aradigi, neden sirtinda cantasi oldugu sorularina verdigi cevaplarin hicbiri ciddiye alinmadi. Bir bankaya molotof kokteyli atan suphelinin tarifine uygun gormuslerdi Meric'i, ikisinin de sakali vardi! Gorgu tanigina gostermek icin olay mahaline goturduler, tanik "Hayir, bu degil" dedi. "Evet, bu o galiba" diyebilirdi, "Emin degilim ama cok benziyor" da diyebilirdi, "O kisinin de sakali vardi, sanirim o" da diyebilirdi, demedi. Ve Meric'i hadi gidebilirsin simdi diyerek biraktilar...

Sekiz yil onceki olayi neden tam da simdi tum detaylari ile hatirladim derseniz, yarin Cihan Kirmizigul'un davasi gorulecek. Cihan'in davasini basinda "Posu Davasi" olarak duymus olabilirsiniz. Cihan Kirmizigul 2 yil once Kagithane'de arkadasindan donuste otobus beklerken yakinlarda molotof kokteyli atmis olan bir gruba dahil oldugu gerekcesiyle tutuklandi, 22 aydir hapiste. Tutuklanmasindaki tek gerekce o gece olay mahalinin yakininda bulunmasi ve uzerinde bir posu olmasiydi. Cihan'in o gune kadar hicbir sabika kaydi yok, olay yerindeki incelemede DNA'sina rastlanmadigina dair rapor tutuldu, gozaltina alan dort polisten ucu daha sonra "ifadelerinde belirttikleri kisinin o olmadigini" beyan ettiler, ancak o hala tutuklu yargilaniyor. Cihan Kirmizigul Galatasaray Endustri Muhendisligi bolumu ogrencisiydi, orgut uyeligi sucundan Tekirdag F Tipi cezaevinde tutuluyor, iki yildir okuluna devam edemiyor ve "kacma tehlikesi" oldugu icin sinavlara girmesine izin verilmiyor.


Biz sansliydik, gorgu tanigi Meric'in "o sakalli kisi" olmadigini farketti, Cihan posu takiyordu ve Adiyaman dogumluydu, hic beklemedigi bir anda kendini savunmak zorunda birakilirken 2-0 yenik basladi davasina. Yarin bir gun ayni sey sizin basiniza geldiginde siz sansli olacak misiniz? Hayatiniz elinizden bir hic ugruna alindiginda, sevdikleriniz arkanizda nedensiz yere perisan oldugunda, suclu oldugunuzun kanitlanmasi gerekirken siz sucsuzlugunuzu kanitlamak zorunda birakildiginizda hangi adalete siginacaksiniz?

Zor degil, sadece bir an icin o durumu gozunuz onune getirin ve Cihan'in isyanini icinizde hissedin. Gencecik bir insanin hayatinin goz gore gore harcanmasina seyirci kalmayin. Takip edin, okuyun, konusun, anlatin, tepki verin, sesinizi duyurun... Yarin aynisi sizin, benim, hepimizin basina gelebilir.

Destek olun...