13 Temmuz 2012 Cuma

Oturmaya mi geldik

Bunaltici sicaklar bastirdigindan beri once off puf diyerek aksam kosularima devam etmeye calistim. Bir sure sonra haftada dort kosu dustu haftada ikiye; sonra aman off nefes alamiyorum, yarin sabah 6'da kalkar, sabah serinliginde kosarimlar basladi, zaten o noktadan sonra haftada iki kosu oldu haftada sifir!

Hayatimdan sporu cikarmami avuclarini ovusturarak bekleyen kilolarim bu firsati kacirmayip hemen taarruza gectiler tabii. Baktim bu gidisin sonu iyi degil, gozumun onunde bir bucuk ay sonra Turkiye'de maruz kalabilecegim "ay Amerika yaramis Aycacigimmm" tarzi sahneler canlaniyor, spor salonuna yazilma fikrini acil gundeme getirdim. Gundeme getirdim dediysem, hadi hemen spor salonuna yazilalim, cok guzel olacak, super fit olacagiz, oh mis! seklinde bir emrivakiden bahsediyorum...

Once bizim eve yirmi dakika mesafede bir salona gittik. Oradaki cocuk bir hafta ucretsiz deneme hakkiniz var deyince, her ne kadar icimdeki bilmis ama aptal bir ses "spor salonunun nesini deniycem canim kosu bandi, bisiklet her yerde ayni iste, temiz olsun yeter.." diye vidi vidi yapsa da, son anda duymazliktan gelip, test surusunu kabul ettim.

Salonu ilk kullandigimiz gece saat 9 bucuk civariydi. Ilk gozume carpan kadin/erkek oranindaki dengesizlik oldu, 2'ye 25.. Hadi gozum beni yaniltmis olsun, 2'ye 20 diyelim. Bu arada salonda bana eslik eden diger hemcinsim abarti makyaji ve oldukca iddiali, dekolte spor kiyafetiyle ayri kulvarlarda oldugumuzu cok net ortaya koyuyordu. "Herhalde gec oldu diye boyle..." diyerek Polyanna tavrimi takindim once. Ikinci gelisimizi bir iki saat daha erkene denk getirdik. Ama yine belden yukarilarindaki balonlar sayesinde her an tavana yukselecekmis hissi veren erkeklerin sayisi yirmiyi gecerken, ben ve yurume bandinda tingir mingir yuruyen yasli bir teyze ortamdaki kadin sayisini ikiden yukari cekemedik. Bu sefer aman canim kimsenin donup baktigi yok, hepsi erkek olsa noolur, rahatsiz etmedikleri surece... diyerek iyimserlikte ikinci asamaya gecmistim ki ertesi gun Emre'nin "sizin eve daha yakin baska bir gym daha var, orasi daha guzel bir yere benziyor" demesiyle kendimi ilk firsatta diger salona kayit olurken buldum!


Bu yeni salona bayildim! Burasiyla aniden bir gonul bagi kurmus olmamda referans olarak testesteron seviyesi tavan yapmis olan ilk salonu almamin da etkisi olmustur mutlaka. Her biri bir kazan ispanak yemis Temel Reislerin asik attigi diger salona gore burasi ayda sadece $10 daha fazla aliyor ve bizim evden sadece 10 dakika yurume mesafesi. Ayrica fitness salonunu sinirsiz kullanmak disinda her gun farkli farkli grup egzersizlerine de katilma imkani sagliyor. Ve en guzeli, kucuk capli bir kadin hareketi baslatacak kadar bir kadin nufusu her daim salonda mevcut... Oh be...

Kayit oldugum ilk haftanin gazi ve heyecaniyla son dort gunde uc kere gittim salona! Resepsiyondaki cocuk coktan "ya parasini cikarmaya calisiyor ya da spor bagimlisi yazik" diye dusunmeye baslamis olabilir. Ama spor salonundaki aletler o kadar eglenceli ki bir onceki salonu gormeye gittigimizde "deneyecek ne var canim" diyen ic sesime kizilcilik sopasiyla dalmak istiyorum. Neyse ki kendimi ciddiye alip oraya ilk seferde kayit olmadim!

Dun ilk defa bir Zumba sinifina gittim. Bu zumba denen sey son yillarda pek bir moda oldu. Ben zumbanin, aerobik diyince aklina Jane Fonda, Hulya Avsar tarzi fosforlu mayolar, spor bandindan fiskiran permali saclar, ve 80'lerin dim tis dim tis disko muzikleri gelen kayip bir nesli spor salonuna geri cekmek icin icat edildigini dusunuyorum. Zumba dersinden sonra benim aerobige bakis acim resetlendi mesela. Kipir kipir latin muzikleriyle onumde bir esneklik abidesi olarak kalcalarini bir o yana bir bu yana savuran hocamizi izleyip ayak uydurmaya calisirken bir an onu Jennifer Lopez kendimi de Lopez'in ekibine torpille girmis bir dansci gibi hissettim. Kareografiyi anlayip hocaya bakmadan bir iki figuru kotarinca, insan vayyy bee icimdeki Latin uyandi diye aklindan gecirebiliyor. Yine de basari sarhosu olmayacagim, disiplinimi bozmayacagim, her gun daha cok calisip bir gun Jennifer Lopez olmasa da Thalia'nin arkasinda dansedebilme umuduyla zumba derslerine devam edecegim. (Thalia'nin kim oldugunu unutmus olanlar icin buyrunuz ufak bir hatirlatma)

Son olarak zumba dersini yarida kesip siz oynamaya devam edin ben blogum icin cekim yapacagim diyemedigim icin yazimi internetten asirdigim bir zumba videosuyla susluyorum. Yalniz biz disaridan boyle mi gozukuyorduk ondan pek emin degilim :)



Hiç yorum yok: