5 Temmuz 2012 Perşembe

"Susunuz Kuslar Susunuz"


 

     Yabancisi olmadigim bir icki masasinda, Sari'nin yani basinda, S.'nin karsisinda oturuyorum. Dinliyor, dinliyor, guluyorum. Bu gecenin serefine, diyorlar. Nasil bir serefin uygun goruldugunu tam olarak bilmedigim gece icin raki dolu kadehimi (bir cay bardagi bu) kaldiriyorum. Cok guzel arkadaslarim, iyi gidiyorsunuz. Beni utandirmadiniz. Sandalyeye coker cokmez bir seyler sordunuz, abuk sabuk konular actiniz da beni sikintidan kurtardiniz. Cekingenimdir bilirsiniz. Hele boyle ortamlarda... Simdi muzik calin, bir seyler yapmaniz gerek cunku. Boyle odun gibi durmamalisiniz.

     Mutfaktan bardak bardak parfum kokusu uzatiyor, tanimadigim birtakim kizlar. Biz bu geceler icin yaratilmisiz, diyorlar kulagima usulca. Cok guzel, diyorum. Arkada, karanlik bir koseden, biz bu gecelerde karanlik koselere cekilip dertli pozlar takinmak icin yaratilmisiz, diyen basibozuk sesler duyuyorum. Fisildasanlar da var. Arada kahkahalar patliyor.

     Bu bir avlu muharebesi mi, diyorum, bu agustos ayinda, boyle bir cumartesi gecesinde...
     Guluyorlar. Biri agzima kocaman bir dilim kavun sokusturuyor, bir baskasi catalin ucundaki peyniri uzatiyor. Bosalan bardagima raki dolduruyorlar.
     Kambur kadin gozunuze carpti mi? (Su muzigi kisar misiniz) Mutlaka gormussunuzdur, tul perdenin ardindan dans edenlere bakiyordu.
     Sen onu bosver, diyorlar, bu gecenin serefine!
     Yarasin.
     Sesi bozuk birinin (yani basimdaki Sari da olabilir) miriltiyla basladigi sarki, duzensiz bir koroya donusuveriyor:
 
     susunuz kuslar susunuz
     otmeyin ne olursunuz 

     Kambur kadin, tulu aralayip bana bakti, diyorum.
     Bos ver, diyorlar bir agizdan. Tempo tutarak: Bos-ver... Bos ver...
     Taratora bulanmis ekmek sokusturuyor bir agzima, bir baskasi acili ezme...
     Sen de dansa kalkmalisin, diyorlar.
     Neden?
     Cunku bir dugundeyiz. Dans etmezsen ayip olur.
     Kimin dugunu?
     Onemli mi, diyorlar. Hadi bak her seyi ayarladik; yalnizca kucuk bir bas devinimiyle onu selamlayip dansa buyur edeceksin.
     Yapamam, diyorum, hem ben dans etmesini bilmem ki!
     Serefine! Bu gecenin serefine!

     Biri kofte sokusturuyor agzima, bir ekmek tikiyor, bir baskasi cacik uzatiyor. Oksurmeye baslayinca sirtima vuruyorlar: Helal! Helal! Helal!
     Sarardin, diyorlar.
     Bilirsiniz, yuzum oldum olasi saridir, diyorum. Dilim pelte pelte, konusmakta gucluk cekiyorum. Kafam da daginik. Ustelik basim donuyor. Kalkmaya yelteniyorum. Omzumdan bastirip oturtuyorlar.
     Artik gideyim, kotuyum.
     Biz seni gotururuz.
     Koluma giriyorlar. Sozcukleri yuvarlaya yuvarlaya soruyorum:
     Bir avlu muharebesi miydi?
     Yok, diyorlar, bir dugundu.
  
      Saatler sonra, gozlerimi genis bir yatakta aciyorum. Ilk duyumsadigim, siddetli bir bas agrisi; sonra da, yatakta yalniz olmadigim. Yanimda, dizlerini karnina dogru cekmis bir cocuk gibi, kambur kadin uyuyor. Yatagin karsisindaki duvarda ise, bir civinin ucunda, ozenle askiya asilmis gelinligi goruyorum.
     

Hiç yorum yok: